TÜRKÇE DERSİ DERS NOTU

 

 

 

DİL: İnsanlar arası iletişim ve etkileşimi sağlayan, genellikle kelimelere dayalı yapılar-sistemlerdir.

 

TÜRKÇE: Türk ulusunun konuştuğu dildir.

 

LEHÇE: Bir dilin ayrı coğrafyalarda farklılaşması ile ortaya çıkan durumdur. Ör: Türkiye lehçesi, Azeri lehçesi, Kazakistan lehçesi.

 

 

ŞİVE: Komşu veya yakın coğrafyalardaki küçük dil farklılaşmalarıdır. Ör: Diyarbakır şivesi, Elazığ şivesi, Ankara şivesi.

 

SES: Kulağın duyabildiği bütün hava titreşimlerine ses denir. Dil bilimi, iletişim için çıkan insan sesini kast eder.

           

ALFABE: Farklı seslerin ayrı ayrı simge karşılığı ve dizimidir. Türkiye Türkçesinde 29 ses, Latin karakterleriyle simgeleştirilmiştir:

            a, b, c, ç, d, e, f, g, ğ, h, ı, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z.

           

Ünlü(sesli) Harfler: Nefes borumuzdan çıkan seslerin ağzımızda ciddi bir engelle karşılaşmadan çıkması ile oluşan seslerdir:

            a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

           

Ünsüz(sessiz) Harfler: Nefes borumuzdan çıkan seslerin ağzımızda dil, dudak, diş, gibi engelle karşılaşması ile oluşan seslerdir:

            b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.

 

HECE: Ağzımızdan bir çırpıda, tek seferde çıkan ses veya seslerdir.

            a, at, ta, tat, dört, tren, trent.

 

KÖK: Anlamlı en küçükses veya ses topluluğudur. Türkçeye yabancı bir dilden geçmiş bir kelime uzunluğuna bakılmaksızın kök kabul edilir.

            O, ev, göz, gel-, bak-, kütüphane, televizyon.

 

EK: Tek başlarına anlamları olmadığı halde eklendikleri kelimelere yeni işlevler ve anlamlar kazandıran ses veya seslerdir. İkiye ayrılır:

           

a) Çekim ekleri: Eklendiği kelimeyi cümle içerisinde diğer kelimelerle ilişkilendiren ekerdir. Ör: Araba, kapı, açık, kal, için, hırsız, çanta, kap, kaç kelimelerini çekim ekleri aracılığıyla şu şekilde anlamlandırabiliriz.

            Arabanın kapı açık kaldığı için hırsız, çanta kapıp kaç.

            b) Yapım Ekleri: Eklendiği kelimeye yeni anlamlar kazandıran, ayrı bir anlam yapısı oluşturan eklerdir: Göz; göz-lük, tel; tel-siz

 

KELİME:  Cümleyi oluşturan anlamlı ses veya sesler topuluğudur.

           

Yapıları bakımından üçe ayrılır:

a)      Basit Kelimeler: Tek bir kökten oluşan, yapım eki alamamış olan kelimelerdir:

O, at, gel-, kitap, televizyon

            b)   Türemiş Kelimeler: Yapım eki ile oluşturulmuş kelimelerdir:

                  Gözlük, sevgili.

b)      Birleşik Kelimeler: Genellikle iki kelimenin birleşerek yeni bir anlam oluşturması ile ortaya çıkar: Diyarbakır(şehir adı), hanımeli(çiçek adı).

 

Cümlede kullanışlarına göre sekize ayrılır:

a)      İsim: Varlıkları, kavramları, olguları, durumları, tanımlayan kelimelerdir:

Kapı, masa, kuş, melek, çalışkan, kaza, kazanç.

b)      Fiil: İş, oluş, hareket anlamı veren kelimelerdir: gel-, yap-, bak-.

c)      Sıfat: Genellikle önüne geldiği ismin özellikleri, niteliği, durumu veya niceliği ile ilgili belirtmelerde, bildirimde bulunan kelimelerdir: Kırık masa, tahta kapı, beş elma, kırmızı top.

d)      Zarf: (sıfatın isimde yaptığı gibi) önüne geldiği fiili belirten kelimelerdir: Koşarak geldi, bakıp geçti.

e)      Zamir: İsim olmadığı halde ismin yerine kullanılan kelimelerdir: Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, bura, şura, 0ra, kendi, özü.

f)        Edat: Tek başına anlamlı olmadığı halde cümle içinde anlam kazanan kelimelerdir.

Kadar, bile, ise, göre.

g)      Bağlaç: Cümle içinde iki kelime veya iki anlam öbeğini bir birine bağlayan kelimelerdir:

 Ali ve Selim gelsin, Ali veya Selim gelsin, gelen Ali ise Selim değildir, Ali ile Selim gelsin.

h)      Ünlem: Duygu ve heyecanlarımızın neticesi ile oluşan sesler veya kelimelerdir: 

Of!, ah!, vah!, eyvah!, imdat!.  

 

KELİME GRUPLARI: Birden fazla kelimenin bir araya gelerek tek bir kavram oluşturdukları yapılardır. Tamlayan önde, tamlanan sora olacak şekilde oluşur. Üçe ayrılır:

a)      İyelik(Sahiplik, mülkiyet) Tamlaması: Şahıs zamirleri ve şahıs adlarıyla yapılan tamlamalardır: Benim kalemim, Ali’nin arabası, kendi defteri, sizin köyünüz

b)      İsim tamlaması: Tamlayanın da tamlanın da isim olduğu tamlamalardır. Bunda da sahiplik-mülkiyet anlamı vardır: kapının kolu, Evin bahçesi, At nalı, Boğaz köprüsü

c)      Sıfat Tamlaması: Tamlayanın, tamlanın yapısı, özellikleri, nitelikleri, nicelikleri (sayısal) ile ilgili tanımlamalarda bulunan tamlamalardır: Kırmızı elma, kırık tarak, tahta kalem, beş milyon, Üç kalem

 

CÜMLE: Duygu ve düşüncelerimizi anlatmaya yarayan kelime veya kelime gruplarına dayalı sistemlerdir.                               

Türkçede cümle içerisinde söz (kelime) dizimi genellikle şöyledir:

 

 


Özne + Tümleç + Nesne + Yüklem

                                          

 

Bu dizime uyan cümlelere “Kurallı Cümle” uymayan cümlelere de “devrik cümle” denir. Devrik cümleler bir üslup tercihi olarak düz yazılarda ve genellikle de şiirlerde kullanılır.

“korkma,Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”       devrik cümle

Bu şafaklarda yüzen al sancak sönmez        krallı cümle

Yüklemine göre cümleler ikiye ayrılır.

a)      Fiil cümlesi: Yüklemi fiil olan cümle

b)      İsim cümlesi: Yüklemi isim olan cümle

Yapılarına göre cümleler:

a)      Basit cümle: İçinde bir tek yüklemin olduğu cümledir.

Örnek: Gördü

Ali dün okula geldi.

b)      Birleşik cümle: Zarflarla veya bağlaçlarla oluşturulan içinde birden fazla yüklemin (fiilin)

Örnek: Ali koşarak geldi.

                             2          1

                  Ali”nin gelmesi Veli”yi sevindirdi.

                                  2                             1

     c) Sıralı cümle: birden fazla anlam yüklemesiyle bir cümlede ardı ardına sıralanması ile        oluşan cümlelerdir.

     Örnek: Ali geldi, kapıyı açtı, Veli”ye baktı ve yerine oturdu.

                           1                 2                   3                        4

CÜMLENİN ÖĞELERİ:

 

a)      Yüklem: Cümlenin temel öğesidir. Yüklem yoksa, cümlede yoktur. Cümlede cümlenin sonunda bulunur ve genellikle fiil kökenlidir.

Ali dün okula geldi.

                                     Yüklem (fiil)

İsim cümlelerinde ise yüklem isim kökenlidir

Ali okulun en çalışkan öğrencisidir.

                                           Yüklem(isim)

b)      Özne: kurallı cümlede cümlenin başında bulunan özne yüklemin belirttiği eylemi işi, oluşu, durumu yapan kişidir. Burada kişi olarak tanımlanan özne insan olmayabilir.

           Ör: Ağaç devrildi, rüzgar esti.

            Bir cümlede mantıksal olarak her zaman bir özne vardır. Ama yazılmayabilir veya söylenmeyebilir. Böyle durumlarda, özneyi var kabul ederiz ve anlama göre biz ekleyebiliriz. Buna da gizli özne deriz.

      Ör: Koşarak okula geldi     kim?   (o)

                                    Yüklem          Gizli özne

             Cümlede özneyi bulabilmek için yükleme, kim?, ne? soruları sorulur. Alınan cevap bize özneyi verir: Ali bize geldi         Kim bize geldi?      Ali  bize geldi.

                                           Yüklem                                   Özne        Yüklem

c)      Nesne: Cümlede öznenin etkilediği öğedir. Yüklem ve özne bulundukta sonra kim?, ne?, kimi?, neyi? soruları sorulur. Alınan cevap bize nesneyi verir.

Ali      kitap   okudu                Ne okudu?              Kitap

   Özne       ?      Yüklem                                                Nesne

 

Ali     Arabayı     sürdü.        Neyi    Arabayı

Özne        ?           Yüklem                    nesne

 

Ali     Ayşe’yi    seviyor. Kimi    Ayşe’yi

Özne        ?       Yüklem                Nesne

 

d)                             Dolaylı Tümleç:   Cümleyi yer mekan ve yön bakımından tamlayan öğesidir. İsmin –e, -de, -den hallerinde bulunur. Cümlede dolaylı tümleci bulabilmek için yüklem, özne varsa nesne bulunduktan sonra Neye? Nereye? Nerede? Nereden? Kime? Kimde? Kimden? Soruları sorulur. Alınan Cevap bize dolaylı tümleci verir.

Ali okula gitti.                                 (Nereye?)

Ali okulda bulunuyor.         (Nerede?)

Ali okuldan ayrıldı.             (Nereden?)

Ali Veli’ye baktı.                            (Kime?)

Ali Veli’den daha çalışkan               (Kimden?)

e) Zarf Tümleci: Yüklemi etkileyen öğedir. Zaman zarfı için “Ne zaman?” Sorusu sorulur. Alınan cevap bize zarf tümlecini verir.

Ali                  dün                  okula       koşarak        geldi.

Özne               ?           Dolaylı tümleç        ?           Yüklem

               (ne zaman?)                             (Nasıl?)

               Zaman Zarfı                      Durum Zarfı

NOT:  Genellikle tek kelimeli örnekler verdik. Ama birden fazla kelimelerden oluşan kelime grupları tek bir kelime imiş gibi, tek bir öğe  kabul edilir.

 

NOT 2:  Devrik cümleler düz cümle haline geldikten sonra öğelerinin tespiti daha kolay olmaktadır.

Örnekler:

1)  Korkma!        (sen)             Korkma

      Yüklem      Gizli Özne        Yüklem

 

2)  Bu şafaklarda yüzen al sancak       sönmez

            Özne                                        Yüklem

3) Okulun en çalışkan öğrencisi     dün sabahtan beri         yıllık ödevini  

            Özne                                             Zarf Tümleci          Nesne

 

        hiç durmadan çalışarak             tamamladı

                      Zarf Tümleci                        Yüklem

     4) “Yumurtanın sebze veya meyve olup olmadığını    sordu        (O)

                                               Nesne                                yüklem    Gizli özne

 

PARAGRAF: Bir yazılı metinin anlamsal alt bölümlerinden her biri. Bir cümleden başlayıp bir çok cümleye kadar uzayabilir.

 

METİN: Yazıya veya sözlü anlatıma dayalı kendi içinde anlamsal bütünlüğü olan yapılardır.

Birçok türü vardır.

Yazılı türlerden bazıları:

Makale: Bir düşünceyi açıklamak ve ispatlamak amacı ile yazılan genellikle bilimsel iddialı metinlerdir.

 

Deneme: Bir düşünceyi ispatlama amacı gütmeyen iddiasız kişisel görüş yazılarıdır.

 

Hikaye-roman: Gerçekte yaşanmış veya yaşanması muhtemel olayların anlatıldığı türdür.

Örnek: Ömer Seyfettin yazdıkları hikâye türüne Reşat Nuri Gültekin’nin yazdığı roman türüne girmektedir.

 

Şiir: kendi içinde bir düzeni olan coşkun veya değişik ruh halimizin yansıması ile oluşturulmuş metinlerdir.

Örnek: İstiklal marşı metni bir şiirdir.

Cahit Sıtkı Tarancı “35 yaş” metni bir şiirdir.

 

Tiyatro: Sahnelenmek için yazılan metinlerdir.

Örnek: Orhan Asena’nın Yazdıkları Tiyatro metnidir.

Sözlü türlerden bazıları

 

            SÖZLÜ ANLATIM TÜRLERİNDEN BAZILARI

 

Konferans: bir uzmanın bir konu hakkında dinleyicilerini bilgilendirmek için yaptığı konuşmadır. Üslup açışından makaleye benzer.

 

Panel: Birden fazla katımcının bilimsel açıklamalarını yaptığı konferanslar serisidir.

 

Forum(Açık oturum): Birden fazla katılımcının yaptığı bilimsel tartışmadır.

 

Nutuk: Dinleyicileri heyecana getirmek için yapılan coşkulu konuşmalardır.

 

 

OKUMA ARAÇALRINDAN BAZILARI 

 

Kitap: Bir konu hakkında yazılmış kapsamlı ve hacimli yayındır.

 

Dergi: Bir konu etrafında, değişen içerikle fakat aynı adla periyodik (belirli bir aralıklarıyla haftalı, aylık, üç aylık) yayınlardır. Örnek: Haber Dergisi, fotoğraf dergisi, siyasi dergi.

 

Gazete: Aynı adla, değişen içerikle farklı konularda, periyodik yayınlardır. Dergiye göre sayfa tasarımı boyutları ve içeriği farklıdır. Genellikle günlük ve haftalık yayınlanır.

 

Bülten: Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini anlattıkları, kar amacı güdemeyen dergilerdir.

 

Broşür: Bir ürünün veya hizmeti tanıtan dokümandır.

 

Katalog: Birden fazla ürün veya hizmeti anlatan dokümandır.

 

KİŞİSEL YAZI TÜRLERİNDEN BAZILARI

a)       Mektup: Uzaktaki tanıdıklarımızla yazılı olarak iletişim kurma araçlarımızdandır. Uzaktaki tanıdıklarımıza duygu, düşünce veya bilgi aktardığımız metinlerdir. Geçmişte posta hizmetleriyle yapılan mektup gönderme işlerini gönümüzde internet aracılığıyla elektronik post yoluyla yapabilmekteyiz. Tarihimizde roman veya belge olarak yayınlanmış pek çok kitap vardır.

b)       Günlük: kişise, özel bir deftere günü gününe vey özel ve güzel bir olayı unutmamak için yazdığımız yazılardır. Özellikle gençlerde yazma alışkanlığı ve seviyesi kazandırır. Edebiyatımızda günlük biçiminde yazılmış bir çok roman vardır.

c)       Gezi: uzak memleketlere yapılan seyahatlerde; gezilen;görülen ilginç ve farklı gözlem yazılması ile oluşur. Yayınlanmış bir çok gezi yazısı olmakla birlikte kültürümüzün en çok bilinen gezi yazıları evliya Çelebinin Seyahatnamesidir.

d)       Anı: Günlük ve gezi türlerine benzer-farkı olayların yaşandığı süreçte değil, yıllar sonra yazılmasıdır. Anı yazmak kişisel bilinç faaliyetleri için çok önemlidir.

e)       Not tutma Alışkanlığı: İnsan karşılaştığı veya unutmaması gereken bir bilgiyi not tutrak kalıcı hale getirebilir. Unutkanlığın zararlarından korunabilir. İşte bu sebepten herkesin yanında mini bir not defteri taşıması gerekir.Not tutmak en az uğraştırıcı,fakat en fazla yara sağlayan bir araç-yöntemdir.

 

GENEL KOMPOZİSYON BİLGİLERİ

 

Düzen, düzene koymak anlamına gelen kompozisyon dilimize Fransızcadan geçmiştir. Edebiyatta, yani yazı yazma alanında kompozisyon ise, duygu ve düşüncelerimizi yazmadan veya söylemeden önce düzenleyip aktarmak demektir.

En genel hatlarıyla yazılı kompozisyon şu bölümlerden oluşur.

 

Başlık: Konuya uygun bir ifade ile başlık yazılır. Başlıksız yazılı kompozisyon yok sayılır. O yüzden tek kelime bile olsa bir başlık yazılmalı ve mümkün olduğunca kapsayıcı ve kısa olmalıdır.

 

Giriş: Konuyu tanıtan ve söyleyeceğimiz hakkında ipucu nevinden en az bir paragraf yazılabilir.

 

Gelişme: Asıl söyleyeceklerimizi yazacağımız bölümdür. Bu bölümde iddiamıza uygun ispatlayıcı açıklama ve örnekler vermeliyiz. Düşüncelerimizi detaylandırmalıyız.

 

Sonuç: Gelişme bölümünde yazdıklarımızın genel özeti ile yargı belirttiğimiz bölümdür. En az müstakil bir paragraf olmalıdır.

 

BAZI TEMEL İMLA KURALLARI

 

1) Cümleye her zaman büyük harfle başlanır ve nokta ile bitirilir.

 

2) Bağlaç olarak kullanılan “de” ve “ki” kelimeden ayrı olarak yazılır. İsmin –de eki ve ilgi eki –ki kelimeye bitişik yazılır.

Ör: Ali geldi, Veli de geldi.

                            Ayrı

Evde bulunanlar          

Bitişik

Ali ev aldı, araba da aldı.

                          Ayrı

Öyle yorgunum ki hemen uyuyacağım.

                        Ayrı

Evdeki, bahçedeki, akşamki            bitişik

3) Soru eki “mi” ayrı yazılır.

 Örnek: Ali mi geldi? Yoruldun mu?

4) Tarih yazarken ay adlarının ilk harfi büyük yazılır.

3 Haziran 1975,  6 Mayıs 1992

5) Özel isimler; şahıs, kent, coğrafya adlarının ilk harfi büyük olur.

Örnek: Nedim, Diyarbakır, Asya, Harran ovası, Dicle Nehri

 

BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU

 

Türkçede kalın ünlüler(sesliler)

A,ı,o,u

Türkçe ince ünlüler(sesliler)

E,i,ö,ü

Kelime içindeki ünlü harfleri esas alan bir uyumdur. Bunla göre Türkçe asıllı kelimeler kalın ünlü ile başladıysa kalın, ince ünlü ile başladıysa ince ünlü seslerle devam eder. Yabancı asıllı kelimeler uysa bile aranmaz.

Örnek: Kelebek, Ağaç, Sıra

               İ  İ  İ    K  K    K K

 

İSMİN (Adın) HAL(Durum) Ekleri

 

Ev Yalın(Eksiz)

Evi       İsmin –i hali     (Gösterme,belirtme anlamı verir)

Eve      İsmin –e hali     (Yönelme anlamı verir)

Evde    İsmin –de hali   (Bulunma anlamı verir)

Evden  İsmin –den hali (Ayrılma anlamı verir)

 

İSTİKLAL MARŞI

ŞAİR Mehmet Akif Ersoy’dur. Orijinal şiir 10 kıta, 41 satırdır. Yalnızca ilk iki kıtası bestelenmiştir.